Ana içeriğe atla
calendar_today11 Haziran 2026, Perşembe
Yozgat'tan Dünyaya Açılan Pencere

Gazeteciler Günü’nü İçimiz Buruk Karşılıyoruz

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü tüm basın çalışanlarına kutlu olsun

Avrupa Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Fişenk gazeteciler günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Fişenk mesajında, “10 Ocak Gazeteciler Günü”nü daha içimiz buruk ve hüzün içinde karşılıyoruz!” Şöyle devam etti;

 

"Kutluyoruz" diyemiyoruz çünkü, basın çalışanları, önceki yıllara göre daha

 

"iç karartıcı" bir ortamda giriyoruz.

 

2025'ün ilk haftasında geriye dönüp de geçen yıllara baktığımızda tablo mesleğimiz adına hiç de iç acıcı değil.

 

2025 Yılına dönüp baktığımızda da yaşam, geçim riskinin yanına bir de işsizlik eklenerek 2025 yılına girmiş bulunmaktayız.

 

Başta savaş halindeki Ukrayna ve Rusya’da görev yapan meslektaşlarımız olmak üzere birde sahneye katliamları ile İsrail’in çıkarak, Pervasızca katlettiği masum Çocuklar, Kadınlar, Yaşlılar, sivil insanlar yetmiyormuş gibi Filistin topraklarında ve Gazze’de yaptığı insanlık dışı işgal, yağma, işkence ve katliamları dünyaya haber olarak duyuran gazetecileri de vahşice davranıp işkence ederek, olmadık güçlükler çıkartıp sert şekilde darp ederek Filistin de görev yapan meslektaşlarımızdan 201 Gazeteciyi gözlerini kırpmadan Şehit etmişlerdir.

 

Dünyanın hiçbir ülkesinde bu şekilde organize bir cinayeteler serisine Gazeteciler uğramamıştır.

 

Bu Katliamcı Katil İsrail’i Tüm Dünya ki meslektaşlarım adına şiddetle kınıyor, bu işlediği sivil soykırımı ve cinayetleri de dahil olmak üzere öldürdüğü gazeteci meslektaşlarımızın da hesaplarının sorulmasını Uluslararası Ceza Mahkemesinden talep ediyorum.

 

Ekonomik dört bir tarafında her türlü zorlu koşullarda doğal afetler, depremler, yangınlar, salgın hastalıklar, savaşlar, ekonomik buhranlar gibi çok zor şartlar altında görevini ifa etmeye çalışan meslektaşlarımıza yapılan mesleki, fiziki saldırılar, ekonomik baskılar, iş kısıtlığı, işsizlik kısaca tüm baskılamaların ve çatışmaların içinde görev yapmaya çalışırken bir şekilde dolaylı veya dolaysız zarar gören, yaralanan, can veren,

 

Aralarında esir alınan, İşkenceye maruz bırakılan, yaralanan, sakat kalanlar, hayatını kaybedenler olmak üzere işlerinden edilen, işsizliğin üzerinde baskı aracı olarak kullanılan, Yaşam kaygısı yanında bir de geçim kaygısıyla savaş veren, Basın mensupları dünya da sayıları binlerle ifade edilebilecek oranda işsizliğe mahkûm olmuşlardır. Ayrıca Emekli olarak bir köşeye çekilmiş yaşam mücadelesi veren ömrünü mesleğine adamışları da unutmamak gerekmektedir. Şurası bilinmekidir ki bugünün çalışanları yarının emeklileridir.

 

"Çalışan" gazetecilerin ise (Gazeteci her zaman gazetecidir. Çalışsa da, çalıştırılmasa da, yaşlanıp emekli olsa da, çalışan gazeteciler diyerek ayrıştırılmayı da anlamış değilim doğrusu) ne yazık ki "iş güvencesi" mensubu oldukları kurumlarının yönetimi ile ters düşersem işimden olursam kaygısı içinde, diğer yandan "yıpranma hakkı" bir şekilde olamayanlar

 

Ve yasaklar, vs uydurma nedenlerle Gazetecilerin artık yasaklanmaya da başlandığını duyuyoruz,

 

Birçok ülkelerde özellikle de İsrail’in işgal ettiği yerlerde meslektaşımızın akreditasyonu iptal edildiklerini duyuyoruz haklı nedenlerin dışında bu uygulamaları kabul etmiyoruz.

 

Bağlı kuruluşlara da "Yasaklı gazeteciler" alınmıyor deniliyor gerekçelerini öğrenmek istiyoruz.

 

Elbette ortada bir suç varsa, suçlusu da vardır.

 

Hiçbir bireye suçlu ise farklı davranılamaz, Ama suçu olmayanlara da keyfi uygulama yapılamaz.

 

Basın çalışanları 2025 yılına daha çok işsizlik ve daha çok hak kaybı ve yaşam riski ile giriyorlar.

 

Çalışan Gazeteciler Günü" Tarihçesi

 

Meslektaşlarımızın ve ilgili kişilerinde bildiği gibi 1961 yılında ilan edilmişti.

 

O tarihte gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar.

 

Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, sendika binası önünde toplanarak Vilayet'e kadar bir yürüyüş yaptılar.

 

Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise Sendika'nın öncülüğünde, ''BASIN'' adıyla kendi gazetelerini 11–12–13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar.

 

O tarihten sonra 10 Ocak, "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kutlandı.

 

1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, "Bayram" olmaktan çıkarıldı ve "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başlandı.)

 

Aradan tam 64 yıl geçti…

 

Basın çalışanları bugün de "Bayram" yapamıyor.

 

"Çalışan Gazeteciler Günü"nü bile kutlayamıyorlar.

 

Gerçi dünyada birçok susturulmuş dünya ülkelerindeki meslektaşlarımızında daha kötü koşullarda olduğununda farkındayız.

 

Unutulmamalıdır ki, gazetecilerin olmadığı, özgürce çalıştırılmadığı, yasaklanıp, sansürlendiği toplumlarda, demokrasiden söz etmek mümkün değildir…

 

Gazetecilerin susturulduğu toplumlarda sokaktaki insan "kör ve sağır" demektir.

 

Ayrıca Ülkeleri ve Dünya Kamuoyu adına görev yapan tüm meslektaşlarımızıda bu bağlamda kucaklıyor, onları da kendi ülkelerinde hiçbir kaygı ve korkuya kapılmadan dünya kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirebilmeleri imkanına kavuşturulmalarını diliyorum.

 

Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmakta olduğum Avrupa Gazeteciler Derneği olarak dünyanın her yerinde geçmişte olduğu gibi, bugün de "Görev icabı bulunduğu alanlarda katledilmiş, darp edilmiş, İşsiz, Yasaklı, Susturulmuş Gazeteciler Günü" olmaması temennisi ile Ülkemiz ve tüm Dünya Gazetecilerimizin çalışanlarımızın veya çalışamayanlarımızın da buruk da olsa Gazeteciler gününü kutlarım…”

 

 

 

Yazmak

 

Sorunları yazarak ilan ediyorum,

 

Yıllarca yazdım yine yazıyorum İnsanlığa faydam olsun istiyorum.

 

Gamsız insanlara inat yazıyorum.

 

 

 

Türkiye gazetesinde başladım yazmaya,

 

Gece, gündüz koştum dert dinlemeye

 

Sorunların halli için yazdım yıllarca

 

Dertlerin yumağı oldum ben delice

 

 

 

Tercüman gazetesinde devam ettim yazmaya,

 

Çok dostlar tanıdım sohbetlerinde bulundum,

 

Mülakatlar yapıp, yayınlandı gazetede

 

Yazdıkça âşık oldum bu derde.

 

 

 

Eleştiriler aldım tehdit edildim,

 

Kalemimi kırmak isteyenleri gördüm,

 

Doğru bildiğim yolumda hep yürüdüm,

 

Yazdıkça okuyucudan destek aldım

 

 

 

Yazmak bende bir tutku oldu

 

Okuyuculardan teşekkür geldi

 

Gurbet vatanda oldum sesleri

 

Gören göz olup yazdım iyilikleri

 

 

 

Kalemim insanlık için yazar

 

Çıkarcı, menfaatçiler korkar,

 

Yüreğim vatanım, bayrağım için coşar,

 

Kalemim ömür boyu haklının hakkını yazar

 

 

 

Doğan Tufan

 

“10 Eylül Ocak Çalışan Gazeteciler günü tüm basın çalışanlarına kutlu olsun”.

share
Bu yazıyı paylaş
Facebook X WhatsApp